Sağlık Bakanlığınca kamu-özel iş birliğiyle başlatılan “Şehir Hastaneleri Projesi” kapsamında yapımı devam eden Konya Şehir Hastanesi, İç Anadolu’nun büyük bir bölümüne hizmet edecek.

Yozgat, Isparta, Mersin ve Adana’da hizmete giren şehir hastanelerinin ardından, 412 bin metrekare kapalı alanda bin 250 yatak kapasitesine sahip hastane, 330 poliklinik ve 335 hekimiyle Konya ve çevresine hizmet verecek.

Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, şehir hastanesinin yüzde 44’ünün tamamlandığını ve çalışmaların hızla devam ettiğini söyledi.

“2 milyon hastaya hizmet vermeyi öngörüyoruz”

Hastanenin 2019’da kendilerine teslim edileceğini belirten Koç, şöyle konuştu:

“Şehir hastanesi Konya’nın sağlıkta katma değerini yükseltecek en önemli yatırımlarından birisi olacak. Teknolojik altyapısıyla Konya’dan, bölge halkına ve yurt dışından gelecek yıllık 2 milyon hastaya hizmet vermeyi öngörüyoruz. Aksaray, Karaman ve Afyonkarahisar’dan gelecek hastaların yanı sıra Ortadoğu, Avrupa ve Asya ülkelerinden gelen hastalara da hizmet verecek kapasitedeyiz. Yurt dışından yaklaşık 3-4 saatlik bir uçak yolculuğuyla Konya’ya ulaşabilecek bir hinterlandımız olacak.”

Koç, sağlık turizmine katkı sağlamak için çalıştıklarını anlatarak, tüp bebek, fizik tedavi ve onkolojik cerrahi üniteleriyle tüm dünyaya hizmet verecek potansiyele sahip olduklarını vurguladı.

“Konya, şehir hastanesiyle sağlık üssü olacak”

Şehir hastanesinde yanık tedavi merkezinin de bulunacağını aktaran Koç, şunları kaydetti:

“Hastanemizde bin 250 yatak var. Bunun 600’ü tek kişilik, 200’ü de çift kişiliktir. 48 tane ameliyathanemizin olmasının yanı sıra bunlardan bir tanesi de ileri düzey diye tabir edilen hibrit ameliyathane olacak. Yine 244 yoğun bakım ünitemiz olacak. Burada 335 hekim, 330 poliklinikte hastalara hizmet verecek. Öte yandan kapsamlı onkoloji merkezi ve çok geniş kemoterapi alanlarımız olacak. Kısacası Konya, şehir hastanesiyle sağlık üssü olacak. Altyapı çalışmalarımız çok ciddi şekilde devam ediyor. İnşallah burada dünyada ses getirecek güzel işler yapacağız.”

Kaynak: AA

Kastamonu’da yaşayan ve küçük yaştan itibaren kronik böbrek yetmezliği tedavisi gören Cevdet Çubukcuoğlu’nun son 3 yılda sağlık durumu ağırlaştı.

Böbrek nakli yapılması gereken Çubukcuoğlu’na yapılan testler sonucu, kayınvalidesi İsmet Şahin’in böbreğinin damadına uyum sağladığı tespit edildi. Bunun üzerine böbreğini damadına vermeyi kabul eden İsmet Şahin, Ankara Medicana Hastanesi’nde ameliyata alındı. Opr. Dr. Ulaş Sözener ve ekibinin yaptığı başarılı operasyonla böbrek nakli gerçekleştirildi.

“Kayınvalidem, ben yemek yiyemeyince üzülüyordu”

Hastalılığının 3.5 yıldır hızlı bir şekilde ilerleme gösterdiğini belirten Cevdet Çubukcuoğlu, “Rahatsızlığım uzun zamandır vardı ama son 3.5 senedir hızlı bir ilerleme gösterdi. Diyaliz safhasına gelmek üzereyken, kayınvalidem kendi gönlü ve arzusuyla kabul etti. Teşekkür ediyorum. Kayınvalidem ve eşim kendileri yemek yedikleri halde ben yiyemeyince üzülüyorlardı. Doktorlar çok güven verdi bize. Önce çok tereddütlerim vardı ancak doktor ve hastane personelini tanıyınca ameliyata karar verdik. Doktorlardan ve hastaneden çok memnunuz” dedi.

Damadına böbreğiyle hayat veren kayınvalide İsmet Şahin ise şöyle konuştu:

“Bizim yediğimiz yemekleri damadım yiyemeyince çok üzülüyordum. Sağılığına kavuşması için benim böbreğimin uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla değerlerimi ölçtürdüm. Kendi annesininki olmamış. Kastamonu Hastanesi’nde benim değerlerimi ölçmeye gittik. Benim böbreğimin uygun olduğunu söyledi doktor. ’Bağışlayabilirsin’ dediler, bende ‘tamam’ dedim. Kastamonu’dan geldik. Hem damadımı hem kızımı ikisini de seviyorum.”

“Herkes bağıs yapsın”

Eşinin yıllardır hasta olduğunu söyleyen Pakize Çubukcuoğlu da, “Grip zannettik, yıllarca idare ettik. Eşim de dikkat etti. Bizde özen gösterdik. Önünü alamadık. ‘Tek çareniz diyaliz’ ya da ‘nakil’ dediler. Ben böbreğimi vermek istedim, ‘olmuyor’ dediler. Çapraz nakil yapmak istedik, ancak kan grubum 0 Rh olduğu için olmadı. Kendi annesininki uymadı. Annem ‘beni götürün’ dedi. Anneminki uygun oldu. Ben şaşırdım. Olacağına hiç ihtimal vermiyordum çünkü akraba değiliz. Herkes bağış yapsın, korkulacak hiçbir şey yok. Hepimiz duyarlı olalım. İnsanları bu sıkıntılardan kurtarabilirsek, her türlü faydası var” diye konuştu.

“Her organ bizim için değerli”

Böbrek naklini gerçekleştiren Opr. Dr. Ulaş Sözener hastanın diyaliz aşamasını geçtiğini ifade ederek, “Ülkemizde kadavra fazlalılığı olmadığı için, aileden bir gönüllüye başvurmamız gerekti. Yaş bizim için bir kriter değil. Kişi sağlıklıysa nakil sonrası hayatına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor. Biz değerlendiriyoruz ve canlıdan böbrek nakli yapabiliyoruz. Bu durumda öyleydi. 74 yaşında kayınvalidesi. Tetkiklerini yaptık. İyi de bir böbreği vardı, sağlığı da çok yerindeydi, iyi de çalışıyordu. Problemsiz şekilde de yaptık. Kendileri de şu an serviste damadıyla birlikte kol kola geziyorlar. Önemli olan kişinin sağlıklı olması, kendine dikkat etmesi. Öyle olunca organların yaşı yok. Bizim zaten öyle bir lüksümüz yok. Her organ bizim için değerli. Keşke insanlar organlarını bağışlasalar da, biz canlıdan yapmak zorunda kalmasak ama elimizdeki koşullarla böyle yapıyoruz” dedi.

“Nakillerin yüzde 20’si karşılanabiliyor”

Organ Nakli Koordinatörü Hemşire Necla Özşeker de organ bağışının önemine değinerek şunları söyledi:

“Bizim istediğimiz aslında canlı vericili böbrek nakli, organ nakli değil. Asıl istediğimiz kadavradan nakil. Bir canlı vericinin, sağlıklı bir insanın böbreğini almaktansa, aslında toprak olacak organların hastalara nakil edilmesi. Çünkü bir beyin ölümü gerçekleşmiş hastanın yaklaşık en az 5-6 kişiyi hayata döndürme şansı olabiliyor. Tamamen sağlıklı bir bireyi de ameliyat etmemiş oluyoruz. Maalesef Türkiye’de organ nakli istediğimiz oranda değil. Yaklaşık yapılan nakillerin yüzde 20’sini karşılayabiliyor. Geri kalan yapılan nakiller maalesef yüzde 80 oranında canlı vericilerden yapılıyor. Ama başarılı bir şekilde yapılıyor. Tüm sağlık testleri yapıldıktan sonra karar veriliyor vericilere.”

Kaynak: DHA

0